Güncel Haberler

Ticari alacak sigortası hasar maliyetinde ciddi artış bekleniyor

COVID-19 salgınının küresel ekonomide yarattığı en önemli risklerin başında ticari alacakların ödenmemesi konusunun geldiğini vurgulayan TSB Başkanı Atilla Benli, neredeyse vadesinde ödenmeyen alacak sorunu yaşamayan şirket kalmadığını belirterek, ticari alacak sigortası hasar maliyetlerinin önemli bir ölçüde artmasının beklendiğini söyledi.

Sigorta sektöründeki 2020 yılı gelişmelerini ve 2021 yılına dair öngörülerini paylaşan Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Atilla Benli, ticari alacak alaca sigortası hasar maliyetlerinin önemli ölçüde ölçü artış beklendiğini söyledi. COVID-19 salgınının sa sigorta sektöründe en fazla finansal sigortalar branşını etkilediğini dile getiren Benli, “Şirketlerin yurt dışı ve yurt içinde gerçekleştirmiş ge olduğu satışları teminat altı altına alan alacak sigortası, işletmelerin likidite likidit riskini bertaraf etmek açısından önemli bir bi ürün. Günümüz ekonomik koşullarında en önemli risklerden biri, satışı gerçekleştirilen gerçekleştiril mal ve hizmetlere ilişkin tahsilatın zam zamanında yapılamamasıdır. COVID-19 salgınının s küresel ekonomide yaratacağı yaratacağ en önemli risklerin başında da ticari alacakların ödenememesi geliyor” ded dedi.

Salgın sürecinde sü neredeyse tüm şirketlerin vadesinde va ödenmeyen alacak sorunu ile karşılaştığını vurgulayan Benli, şöy şöyle devam etti: “İçinde bulunulan durum dur ilk etapta özellikle yurt içinde faaliyeti faaliy duran işletmelerin tedarikçilerine yapacağı ya ödemeler ile ihracat alacaklarında gecikmeye, dolayısıyla alacakların tahsilinde güçlük ve ticari alacak sigortasına ilişkin tazminat taleplerinde artışa neden olmuştur. Bu riskini güvence altına alan firmalar yeni iş fırsatlarını tahsilat kaygısından uzak bir şekilde değerlendirebilmekte, yeni pazar ve ürünlerle istikrarlı bir şekilde büyüme gerçekleştirerek krizi fırsata çevirebilmektedir. Buna bağlı olarak önümüzdeki dönemde de ticari alacak sigortası hasar maliyetlerinin önemli ölçüde artması beklenmektedir.”

“Nakliyat sigortalarında hareketlilik görebiliriz”

COVID-19 salgını nedenli seyahat kısıtlamalarının sektörde seyahat sağlık sigortalarında ciddi bir azalma olarak kendini gösterdiğini, ancak sektörün lokomotif branşları olan kasko, yangın, trafik, devlet destekli tarım sigortalarında belirli oranlarda artış olduğunu ve toplam poliçe sayısında büyük bir düşüşün yaşanmadığını ifade eden TSB Başkanı Benli, 2020’nin nakliyat sigortaları açısından da oldukça zorlu bir yıl olduğunu kaydetti. Dünya ticaret hacmiyle ve döviz kuru dalgalanmalarıyla doğru orantılı olan yük sigortası primlerinin ticaret hacmindeki azalmaya bağlı olarak olumsuz etkilendiğini ifade eden Benli, 2021 yılında salgının seyrine bağlı olarak taşımacılık sektörünün yeniden hareketlenmesi ve yük sigortalarında da yukarı yönlü bir hareketlenme yaşanmasının beklendiğini söyledi.

“Sektör 31,4 milyar tazminat üstlendi”

Sigorta sektörünün prim üretiminde kasım sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,1 büyüme yaşadığı bilgisini veren TSB Başkanı Atilla Benli, hayat dışı branşlarda yüzde 17,5 artışla 59,4 milyar TL ve hayat branşında yüzde 33,5 artışla 13,3 milyar TL olmak üzere toplam 72,7 milyar TL prim üretimi gerçekleştirildiğini aktardı. Benli, sigorta şirketlerinin 2020’nin üçüncü çeyreği itibarıyla aktif büyüklüğünün yaklaşık 290 milyar TL’ye ulaştığını söyledi.

Diğer taraftan, sigorta sektörünün pek çok projeye sağladığı teminatla Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliğinde kritik bir fonksiyon üstlendiğini ifade eden Benli, “Ödediğimiz tazminatlarla bir yandan kişi ve kurumları korurken diğer yandan devletin yükünü hafifletiyoruz. 2019 yılı genelinde toplam 39,6 milyar TL tazminat üstlenen sektörün 2020’nin üçüncü çeyreği itibarıyla 31,4 milyar TL tutarında tazminat üstlendi” dedi.

Öte yandan salgın döneminin, reel sektörde ve hizmet sektöründeki etkileri göz önüne alındığında bireysel ve ulusal açıdan karşılaşılabilecek risklere karşı tasarrufların öneminin bir kez daha dikkatleri çektiğini belirten Benli, “Önümüzdeki dönemde, tasarruf alışkanlıklarının bu şekilde pekiştirilmesiyle, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin sürdürülebilir büyümesinin desteklenmesi için sayısı 20 milyonu aşan 18 yaş altı kesimin sisteme dahil edilebilmesini sağlayacak düzenlemenin yapılması önemli bir adım olacaktır” dedi.